Mısraımsın
Satır satır yazdırıyorsun seni
Elimde kalemim
Elinde elim
Sabahlar bulup uyduruyorum
İsmini söylediğim güneşlere
İçimden değil dışımdan
Sesleniyorum yokluğuna
Günaydınlarım boş odalarda
Çok zaman yanımda olmuyorsun
Hatta hiç oluyorsun ne yalan söyleyeyim
Tek kişilik hayatımın içinde
Çift kişilik hayalin
Senli sofralarında oturuyorsun
"Hüzünlü bir öykümüz yok
Olmasın
Zaten bizi sevmez hüzün"
Deyiveriyorsun kayıp yüzünle
Sevmesin sevgili
Hüzün bu öyküye hiç girmesin
Arada ziyaret edilen uzak bir ahbap olsun
Uğradıkça yoklayalım neye ihtiyacın var diye
Dursun otursun olduğu yerde
O bizi hiç sevmesin
Her sabah zar tutup atayım
Dudaklarına hasret çay bardağının önüne
Hep gelirse sen gel o gün
Yek gelince bileyim ki
Yine beklemedeyim…
13 Şubat 2008 Çarşamba
12 Şubat 2008 Salı
BETERİN BETERİ
Yar dedilerdi ne bileyim ayrılacak bütünüm
Yüzünde pür telaş babamı rüyam da görürüm
Bir elimde cınga canıma dair, gözümde son fer
Perde perde gönül gözüm, hayat önümden geçer
Sersefil bir seyyah olsam şu deniz yolunda
Yırtsam çarşafmış gibi kaderi tırnaklarımda
Bir oğulda atsa kalbim düşsem de ateş-i akla
Dinletsem kuytuya saklanan bülbül-ü şeydayla
Ne dumanı eksilir şu eğilmez çekilmez dağların
Ne yol düşünür ziyanına mani olur deli çağların
Kir pas içinde süründükçe üreyen eşkıyaların
Elinde oyuncaktır kırlangıçlar soysuz kavgaların
Dağıtın şu dumanı kör gözümün önünden yeter
Beteri gelecek korkarım bu günden daha beter…
Yüzünde pür telaş babamı rüyam da görürüm
Bir elimde cınga canıma dair, gözümde son fer
Perde perde gönül gözüm, hayat önümden geçer
Sersefil bir seyyah olsam şu deniz yolunda
Yırtsam çarşafmış gibi kaderi tırnaklarımda
Bir oğulda atsa kalbim düşsem de ateş-i akla
Dinletsem kuytuya saklanan bülbül-ü şeydayla
Ne dumanı eksilir şu eğilmez çekilmez dağların
Ne yol düşünür ziyanına mani olur deli çağların
Kir pas içinde süründükçe üreyen eşkıyaların
Elinde oyuncaktır kırlangıçlar soysuz kavgaların
Dağıtın şu dumanı kör gözümün önünden yeter
Beteri gelecek korkarım bu günden daha beter…
KARABASAN
Aldırma uykusuzluğuma şafak
Sen ister doğ ister doğma
Ha batmış gün ha batacak
Kalmam, varlığıma aldanma
Soğuk işlese iliklerime
Yahut sular yürüse üzerime
Şah damarı kadar hayattayım
Atarsa tepemin tası bir zaman
Onu da ellerimle koparıp atarım
Kolay mı bu kadar vazgeçmek
Aşk mı yoluma dikilen ağlayış
Kafeste çırpınan kuş mu yaşamak
Yahut suya dalan göz mü boğulmak
Karga tulumba tutun kanatlarımdan
Yolun kaç ak varsa saçımın karasından
Çekilin önümden çıkarın karabasandan
Atayım uykumu kirpiğimin arasından
Sığırtmaç olasım var bu saatten sonra
İş bu saat hayatın son vakti bile olsa
Dağ taş deniz tuzu ter buradan bana
Yeter süründüğüm yol verin vatanıma…
Sen ister doğ ister doğma
Ha batmış gün ha batacak
Kalmam, varlığıma aldanma
Soğuk işlese iliklerime
Yahut sular yürüse üzerime
Şah damarı kadar hayattayım
Atarsa tepemin tası bir zaman
Onu da ellerimle koparıp atarım
Kolay mı bu kadar vazgeçmek
Aşk mı yoluma dikilen ağlayış
Kafeste çırpınan kuş mu yaşamak
Yahut suya dalan göz mü boğulmak
Karga tulumba tutun kanatlarımdan
Yolun kaç ak varsa saçımın karasından
Çekilin önümden çıkarın karabasandan
Atayım uykumu kirpiğimin arasından
Sığırtmaç olasım var bu saatten sonra
İş bu saat hayatın son vakti bile olsa
Dağ taş deniz tuzu ter buradan bana
Yeter süründüğüm yol verin vatanıma…
GECENİN FİRARİSİ
Yıldızı firari gök kubbenin altına otur
Kurduğun sofranda nar olsun sana yar
Bir buse ol gamzede bir yudum şarap
Düşen her hilal suda sevdan olsun kâr
Madem mızrap atar göğsünün telinde
Bir damla çiğ düşür kara kirpiklerinde
Ya meşk’ten bahis aç ya sussun hicap
Dinlesin geceyi ay, aşığın gülüşlerinde
Sen saklansan da bulur seni akşamlar
Koparıp köklerinden masaya oturturlar
Yalnız gecen olsun sana, vefayla ahbap
Eskiyen sevgiler sularda kaybolsunlar
Dönmesin gece şafağa bu karanlıkta
Atmasın benzini sevgilim yalnızlıkta
Demlensin bırak beni benimle bitap
Doğmasın sensiz sabah bensiz uykunda
Geçsin ömür denen virane arsız anca
Dökülsün saçıma karlar güneş doğunca
Nergisler kıskansın lalelerimi Ya Rab
Derilsin kederlerim âşıklar durulunca
Kurduğun sofranda nar olsun sana yar
Bir buse ol gamzede bir yudum şarap
Düşen her hilal suda sevdan olsun kâr
Madem mızrap atar göğsünün telinde
Bir damla çiğ düşür kara kirpiklerinde
Ya meşk’ten bahis aç ya sussun hicap
Dinlesin geceyi ay, aşığın gülüşlerinde
Sen saklansan da bulur seni akşamlar
Koparıp köklerinden masaya oturturlar
Yalnız gecen olsun sana, vefayla ahbap
Eskiyen sevgiler sularda kaybolsunlar
Dönmesin gece şafağa bu karanlıkta
Atmasın benzini sevgilim yalnızlıkta
Demlensin bırak beni benimle bitap
Doğmasın sensiz sabah bensiz uykunda
Geçsin ömür denen virane arsız anca
Dökülsün saçıma karlar güneş doğunca
Nergisler kıskansın lalelerimi Ya Rab
Derilsin kederlerim âşıklar durulunca
11 Şubat 2008 Pazartesi
Soyun gecenin karasını sırtından
Ve giyin ne kadar güneş ışığı varsa
Aydınlansın yüzün
Işıt ruhumun en ücra yerlerini
Kalın bir kuşak gibi dolan kaderimi
Beline bağ et ki düşmeyeyim
Uzan göğe ama yükselme
Hapsettiğim bütün serçeleri
Bırak kafeslerinden
Savur hürriyete
Elinde kalsın mahkumiyetim
Bir benim başımı bekle
Ölümüme…
Ölmeden ben seninle
Sakın yeniden diriltme
Ve tut nefesini sonuna kadar
Öpme, üfleme mum alevini
Yanmadan bir çırağ ateşinde
Bilme çirkinliğini karanlığa saklayan
Gülmeyi bilmeyen gözlerimi
Yüzüne esen yel gibi
Saklıca sokulayım
Biliyorum istemeyeceksin
Yeniden öpmemi
Gamze çökmüş yanağından
Kınayla yanan saçlarına vursun
Kızıl bir akşamüzeri
Ve Tanrı nefesiyle öldürsün
Şehrin güvercinlerini…
Ve giyin ne kadar güneş ışığı varsa
Aydınlansın yüzün
Işıt ruhumun en ücra yerlerini
Kalın bir kuşak gibi dolan kaderimi
Beline bağ et ki düşmeyeyim
Uzan göğe ama yükselme
Hapsettiğim bütün serçeleri
Bırak kafeslerinden
Savur hürriyete
Elinde kalsın mahkumiyetim
Bir benim başımı bekle
Ölümüme…
Ölmeden ben seninle
Sakın yeniden diriltme
Ve tut nefesini sonuna kadar
Öpme, üfleme mum alevini
Yanmadan bir çırağ ateşinde
Bilme çirkinliğini karanlığa saklayan
Gülmeyi bilmeyen gözlerimi
Yüzüne esen yel gibi
Saklıca sokulayım
Biliyorum istemeyeceksin
Yeniden öpmemi
Gamze çökmüş yanağından
Kınayla yanan saçlarına vursun
Kızıl bir akşamüzeri
Ve Tanrı nefesiyle öldürsün
Şehrin güvercinlerini…
YİNE DAĞLARDAYIZ
Deniz bizi bilmez
Biz denizi tanımayız
Ne zaman dara düşse başımız
Yine kara dağlardayız
Sırtımızda heybe
Elimizde kuru somun
Dilimizde yanık aşkların
Uyduruk türküleri
Savruluruz birlikte sislere…
Ergen açan gelincik tarlalarında
Geç kalmış serinliklerdeyiz
Mor bir lale kederinde
Boynumuz bükük
Başımız dimdik
Bozulmuş şu düzene
Bulaşırız
Üstü örtük küfürlerle…
Yılkı atları imrenir bize
Sürüden ayrı çılgın sevdalarda
Dörtnala süreriz ruhlarımızı
Ezilen her papatyanın dalı
Uzanır saçlarımıza
Yağmurun zerresiyle
Yıkarız dünlerde gelecek günleri
Ve unuturuz günahta sevenleri
Yürürüz yorulmadan
Doğacak tüm seherlere…
Zıtlaşmadan geceyle güneş
Ve dövüşmeden
Sevapla günahlarımız
Barışık bir kalp aralığında
Yol buluruz yaşamalara
Bir çare düşünürüz güllere varan
O dikenli yollarda
Vazgeçmeden şiir şiir
Yazılırız yazgısı kömür kalemlere…
Deniz bizi bilmez, biz denizi tanımayız
Ne zaman dara düşse başımız yine dağlardayız…
Biz denizi tanımayız
Ne zaman dara düşse başımız
Yine kara dağlardayız
Sırtımızda heybe
Elimizde kuru somun
Dilimizde yanık aşkların
Uyduruk türküleri
Savruluruz birlikte sislere…
Ergen açan gelincik tarlalarında
Geç kalmış serinliklerdeyiz
Mor bir lale kederinde
Boynumuz bükük
Başımız dimdik
Bozulmuş şu düzene
Bulaşırız
Üstü örtük küfürlerle…
Yılkı atları imrenir bize
Sürüden ayrı çılgın sevdalarda
Dörtnala süreriz ruhlarımızı
Ezilen her papatyanın dalı
Uzanır saçlarımıza
Yağmurun zerresiyle
Yıkarız dünlerde gelecek günleri
Ve unuturuz günahta sevenleri
Yürürüz yorulmadan
Doğacak tüm seherlere…
Zıtlaşmadan geceyle güneş
Ve dövüşmeden
Sevapla günahlarımız
Barışık bir kalp aralığında
Yol buluruz yaşamalara
Bir çare düşünürüz güllere varan
O dikenli yollarda
Vazgeçmeden şiir şiir
Yazılırız yazgısı kömür kalemlere…
Deniz bizi bilmez, biz denizi tanımayız
Ne zaman dara düşse başımız yine dağlardayız…
SON GÖRDÜĞÜMDE
Son gördüğümde
Göz çukurlarına
Karalar demir atmıştı
Bakışlarının derinliklerinde
Yüzü daha beyazdı sanki
Saçlarının karasına inat
Ve tüm dalgalarına muhalif
Durgun bir ifade vardı yüzünde
Sağ eli başının sağ tarafında
Tutuyordu düşmesin diye
Son gördüğümde
Ne çok özlediğimi fark ettim
Titreyen ellerim ve tenimde
Seyrederken ki sevincimi
İlk gençlik günlerimi
Avuçlarıma sayıp bırakıverdi
Yüzünde telaşsız bir yol hali
Veda ediyordu sanki
Her zaman gülen o yüz
Bildiğimden daha beyaz
Daldığı maviliklerde
Sessizdi..
Söylemese de canı yanıyordu
Besbelli…
Gözlerimin önünde
Gizli gizli soluyordu
Bir beyaz gül misali…
Son gördüğümde
İlk tanıştığım gün söylediği
Tek ve yegâne şeyi söylesin istedim
Konuştu benimle
Dedi ki;
Sakın ağlama
Beklediğim bu değildi…
Söz vermişti
Tutamadı
Ben de tutamadım ona verdiğim
O son sözü…
Ağladım onsuz gecelerde
O hiç görmedi…
Son gördüğümden bu yana
Ne karalar ne denizler
Hiç biri teselli etmedi
Belki anlattığı karabalık
Biraz da uçan kuşlar
Sitem sitem dolaştı
Yokluğu genzimde
Yutkunamadım…
Yokluğunda yokluğunu
Unutamadım…
Göz çukurlarına
Karalar demir atmıştı
Bakışlarının derinliklerinde
Yüzü daha beyazdı sanki
Saçlarının karasına inat
Ve tüm dalgalarına muhalif
Durgun bir ifade vardı yüzünde
Sağ eli başının sağ tarafında
Tutuyordu düşmesin diye
Son gördüğümde
Ne çok özlediğimi fark ettim
Titreyen ellerim ve tenimde
Seyrederken ki sevincimi
İlk gençlik günlerimi
Avuçlarıma sayıp bırakıverdi
Yüzünde telaşsız bir yol hali
Veda ediyordu sanki
Her zaman gülen o yüz
Bildiğimden daha beyaz
Daldığı maviliklerde
Sessizdi..
Söylemese de canı yanıyordu
Besbelli…
Gözlerimin önünde
Gizli gizli soluyordu
Bir beyaz gül misali…
Son gördüğümde
İlk tanıştığım gün söylediği
Tek ve yegâne şeyi söylesin istedim
Konuştu benimle
Dedi ki;
Sakın ağlama
Beklediğim bu değildi…
Söz vermişti
Tutamadı
Ben de tutamadım ona verdiğim
O son sözü…
Ağladım onsuz gecelerde
O hiç görmedi…
Son gördüğümden bu yana
Ne karalar ne denizler
Hiç biri teselli etmedi
Belki anlattığı karabalık
Biraz da uçan kuşlar
Sitem sitem dolaştı
Yokluğu genzimde
Yutkunamadım…
Yokluğunda yokluğunu
Unutamadım…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)